ÖDEME EMRINE KARSI DAVA

29.11.2018 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 446 görüntülenme YAZDIR

ÖDEME EMRINE KARSI DAVA

Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 29.11.2018

Her idari islem gibi, vergi dairelerince tanzim edilerek mükelleflere teblig edilen ödeme emirlerine karsi da haksiz olduklari iddiasi ile tebligini izleyen 15 gün içinde iptal davasi açilabilir.

Ancak bu davada ileri sürülebilecek iddialar, Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkindaki 6183 sayili Kanunun 58. maddesi ile sinirlandirilmistir. Bu sinirlandirmanin varlik sebebi, ödeme emirlerinin ancak, kamu alacaklarinin artik tartisilamayacak derecede kesinlesmis asamada bulundugu hallerde olusturulabilecek bir idari islem oldugu düsüncesine dayanmaktadir.

6183 sayili Kanunun anilan maddesine göre, ödeme emirleri aleyhine açilacak davalarda davaci ancak, asagidaki üç gerekçeden birine dayanilabilir. 

i) Böyle bir borcun olmadigi iddiasi: Kendisine ödeme emri teblig edilen borçlunun böyle bir borcunun olmadigini iddia edebilmesi için, borcun hukuken hiç dogmamasi ya da borç dogduktan sonra tamamen ödenmesi veya sair bir nedenle ortadan kalkmasi gerekmektedir.

ii) Borcun kismen ödendigi iddiasi: Bu iddia; borçlunun, borcun varligini kabul etmekle birlikte, borç tutarinin ödeme emriyle talep edilen tutar kadar olmadigini ileri sürmesi durumunda gündeme gelmektedir.

iii) Borcun zamanasimina ugradigi iddiasi: Zamanasimi kanunlarda belirlenmis olan belli bir sürenin geçmesi nedeniyle bir hakkin elde edilmesi veya bir hakkin kaybedilmesidir. Bu iddiaya göre, amme alacaklarinin 6183 sayili Kanunun 102. maddesine göre zamanasimina ugramis olmasi gerekmektedir.

Kanuna göre ileri sürülebilecek bu iddia konularinin içerikleri, uygulamada yargi tarafindan hakli olarak genisletilerek doldurulmus ve gelistirilmistir. Örnegin, tarh isleminin tebliginin usulüne uygun olmadigi, tarhiyattaki bazi sakatliklar, mükellefin gayri faal oldugu ve kazanç elde etmedigi vb. pek çok iddia, yargi tarafindan “borcum yoktur” iddiasi içerisinde degerlendirmektedir.

Ödeme emirlerine karsi açilacak davalarin, Vergi / Ceza Ihbarnamelerine, bir baska deyisle tarh islemine karsi açilan davalardan bir önemli farki da, yürütmeyi durdurmamasidir. Bir baska anlatimla ödeme emrini teblig eden vergi dairesi, bu ödeme emri aleyhine dava açilmis olsa dahi, icra islemlerine devam edebilir. Ödeme emrinin yürütülmesinin durdurulabilmesi, ancak dava açilan mahkemeden yürütmeyi durdurma karari alinabilmesi ile mümkün olabilmektedir. Vergi Mahkemeleri yürütmeyi durdurma kararlarini, kosullari varsa, teminat karsiligi veya teminat aranmaksizin verebilmektedir.

Kendilerine ödeme emri teblig olunanlar, genellikle, ödeme emrinin ödeme yapilmis olmasina ragmen düzenlendigi veya önceden mahsup talebi bulundugu veya borcun çesitli sebeplerle haksizligina inanilan hallerde, düzeltilmesi veya iptal edilmesi için vergi dairelerine müracaat etmektedirler.

Buna karsilik Vergi Usul Kanununda, vergilendirme islemlerine karsi hata gerekçesi ile vergi idaresine müracaat ve düzeltme talep edilmesi yolu, sadece bu Kanuna (ve tabiî ki ilgili vergi kanununa) göre yapilan vergilendirme islemleri için taninmistir. Oysa ödeme emrinin tanzimi, bir baska deyisle bu idari islem, bir vergilendirme islemi olmayip, 6183 sayili bir tahsilat islemidir. Kaldi ki bir kanuna ait bir müessesenin veya bir yolun, baska bir kanuna ait farkli islemlerde uygulanabilmesi için atfa ihtiyaç vardir. Böyle bir atif ise 6183 sayili Kanunda yoktur. Bu nedenle Vergi Usul Kanununun “hata ve düzeltme         “ yolunun ödeme emri için kullanilmasi mümkün degildir. Kaldi ki ödeme emri safhasina gelen bir vergi alacagi, tahakkuk etmis, hukuki yollari tüketilmis ve ödenmesi gereken bir safhaya gelmis kamu alacagi oldugundan, artik Vergi Usul Kanununa dönme olanagi yoktur.  

Nitekim Vergi Mahkemeleri hakli olarak, ödeme emirlerine karsi ister 15 gün içinde ister 30 gün içinde vergi dairesine müracaat edilerek, alinan cevap üzerine açilan davalari, ödeme emrinin tebliginden dava açma tarihine kadar geçen süre üzerinden, idari basvuruyu nazara almaksizin degerlendirmekte ve 15 günlük dava açma süresinin geçirildigi hallerde davanin süre asimindan reddine karar vermektedir.

Uygulamada sikça rastladigimiz bir diger durumda 15 günlük dava açma süresinin geçirildigi hallerde, idareye ödeme emrinin iptali talebi ile basvuru yapilmaktadir. Bu talebin reddi üzerine de, bu red isleminin iptali için dava açilmaktadir. Bu davada iptali istenen islem “red islemi” gibi ön plâna çikmakla birlikte, arkada dolayli olarak ödeme emrinin iptali talep edilmis olmaktadir. Zaten Vergi Mahkemeleri de, idareye basvuru sonucu olusan red islemine karsi dava açilmasini, bir tür hak düsürücü süre olan ve kullanilmayarak kaybedilen dava açma süresini yeniden canlandirmaya yönelik bir yol olarak görmekte, açilan davalari reddetmektedir. Oysa ödeme emrine karsi dava açma süresi geçmis olsa bile, tarh / düzeltme zamanasimi dolmamis olmasi kosulu ile, tarh islemine karsi hata ve düzeltme yoluna gidilebilir. Bu talep reddedildiginde ise açilacak davada dava konusu islemin ödeme emri degil, tarh isleminin düzeltme talebini reddeden islem olmak durumundadir. Bu davanin kazanilmasi, dolayli olarak da olsa ödeme emrini hükümsüz birakacaktir.

Kisaca, söylemek istedigimiz, ödeme emrine karsi kullanilabilecek basvuru yolunun sadece “dava yolu” oldugudur. Bu nedenle teblig edilen ödeme emrinin hukuka aykiri, haksiz oldugu düsüncesinde olunulmasi halinde, idari basvuru yolu hiç düsünülmeksizin, dogrudan dava açilmasi gerekmektedir.