ARSA DEGERLERI VE HUKUKI YOL

24.07.2017 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1601 görüntülenme YAZDIR

ARSA DEGERLERI VE HUKUKI YOL

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 25.7.2017

             11 ve 13 Temmuz tarihinde yayimlanan iki yazimi takdir komisyonlarinca önümüzdeki yildan itibaren uygulanmak üzere belirledikleri ve emlâk vergisi matrahini etkileyecek olan arsa / arazi degerlerine karsi basvurulacak hukuki yola ayirmistim. Gelen sorular ve telefonlar, bine yine bu konuya dönmeye mecbur birakti. Bu nedenle konuyu gelen sorulara biraz da yanit olmak üzere göre tekrar degerlendirmek istedim.

            Gelen bilgilerden anladigim kadari ile Istanbul’da önceki degerleri dört kat, yedi kat hatta sekiz kata kadar artan yerler var. Oysa bu yerlerin çogunda dört yil öncesine nazaran degeri etkileyen bir kamu yatirimi olmadigi gibi her hangi bir faktör de yok. Enflasyondaki artisi dikkate alsaniz, her yil % 10 deseniz toplam % 40. Takdir komisyonu karalarinin pek çogunda bu artisi izah edecek bir gerekçe olmadigi gibi degerlerin hangi degerleme ölçüleri ile ve hangi yöntemlerle belirlendigine iliskin bir bilgi de yer almamakta.

            Takdir komisyonlarinca belirlenen degerler, sadece emlâk vergisini etkilemeyecektir. Bu degerler ayni zamanda alim satim sirasinda ödenecek harçtan tutun, vefat halinde ödenecek veraset vergisine, satim esnasinda kosullarin olusmasi durumunda dogacak gelir vergisine kadar pek vergi matrahini da etkileyecektir.

            Takdir komisyonlarinda öngörülen fahis artislara karsi tek hukuki yol dava açmaktir. Bu degerlerin gözden geçirilmesi veya düsürülmesi için belediyelere veya takdir komisyonlarina basvuru, mükelleflere her hangi bir hukuki hak saglamayacagi gibi, dava açma süresinin de kaçirilmasina sebebiyet verecektir. Bazi belediyelerin mükelleflere “dilekçe verin inceleyelim” seklindeki yaklasimlarinin, her hangi bir hukuki degeri yoktur.

            Bu konuda, bu günlerde binlerce dosya vergi mahkemelerine yigilmaktadir. Her ne kadar mahkemeler, ayni sokak veya mahalle yahut bölge için açilmis davalari birlestirme yoluna gideceklerse de, yine de mahkemelerde asiri bir yük olusacaktir.  Mahkemelerin yükü kadar mükelleflere yüklenen hak arama zorunlulugu da, zaten biraz çagdisi kalmis bu verginin ve matrah belirleme yöntemlerinin gözden geçirilmesini zorunlu kilmaktadir.

Belediyelerin gelir temin etmedeki asiriya varan davranislari, Anayasanin 73. maddesinde mahalli idarelere tahsil disinda her hangi bir vergilendirme alanina iliskin yetkinin taninmamasinin hakliligini göstermektedir.

Burada açilacak davanin süresi, takdir komisyonlarinca belirlenen degerlerin muhtarlik veya belediye tarafindan ilan tarihinden itibaren baslamakta. Takdir komisyonu kararlarinin belediye ve muhtarliklara teslim ve ilani için son gün Kanuna göre 30 Hazirandir ve genellikle muhtarliklar söz konusu degerleri bu tarihten itibaren ilana çikarmislardir. Dolayisiyla süre genelde – daha önce yapilan ilanlar disinda- 30 Haziranda çalismaya baslamistir. Dava açma süresi, Idari Yargilama Usulü Kanununa göre 30 gündür.  Burada dava açma süresinin Idari Yargilama Usulü Kanununun 7. maddesine tabi olarak 30 gün oldugu Danistay tarafindan da kabul edilmektedir (Danistay Vergi Dava Daireleri Kurulu E. 2015/1033 K. 2016/165 T. 10.2.2016).

Bu arada dava açma sürelerini etkileyen bir diger konu da, adli tatildir. Adi tatilin sürelere etkisini 20 Temmuzda yayimlanan yazimda degerlendirmistim. Kisaca, dava açma süresinin son gününün adli tatil içerisine denk gelmesi halinde dava açma süresi adli tatilin bitimini izleyen 7. günün mesai saati bitimine kadar uzamaktadir. Böylece mükelleflerin süresi süre 7 Eylüle kadar, uzamaktadir (Idari Yargilama Usulü Kanunu md. 61 ve 8/3).

Bu konuda tarafima gelen sorulardan biri de tek meskeni olup da baska geliri olmayan ve bu sebeple emlâk vergisi ödemeyenlerin de dava açip açamayacaklari konusundadir. Bence bu statüde olanlar da dava açabilirler. Çünkü arsa/arazi degerleri emlâk vergisi disinda harç ve vergi türünden pek çok mükellefiyeti etkilemektedir. Emlâk vergisi ödemeyen bir kisinin de ileride ödeme ihtimali olan bu mükellefiyetler açisindan dava açmakta, Idari Yargilama Usulü Kanununun 2. maddesinde iptal davasi açma konusunda aranan menfaat kosulu anlaminda menfaatleri söz konusu olmaktadir.

NOT : Yazimda degindigim önceki yazilarima, gazetemizin web sayfasindan veya www.bumindogrusoz.com adresinden ulasabilirsiniz.