KUR FARKININ KDV’SINDE YENI DÜZEN ve YENI SORUNLAR

05.02.2019 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 775 görüntülenme YAZDIR

KUR FARKININ KDV’SINDE YENI DÜZEN ve YENI SORUNLAR

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 5.2.2019

18.1.2019 tarihinden öncesi ile ilgili olarak kur farki KDV iliskisini daha önceki bir yazimda (6.1.2.2018 tarihli DÜNYA Gazetesi) aktarmistim. Danistay Vergi Dava Daireleri Kurulu ile bazi Vergi Dava Dairelerinin 3065 sayili KDV Kanununun kur farklarini vergilemeye yönelik bir düzenleme içermedigi ve kur farklarinin KDV konusu yapilamayacagina iliskin görüsünün netlestigini yazmistim. Ancak buna karsilik bir Kanun teklifi ile yargi anlayisinin bertaraf edilmeye çalisildigini ve kur farklarinin da matrahin unsuru olarak kabul edilmek istenildigini de söz konusu yazimda belirtmistim.  

Nihayet, kur farkindan illa KDV almak isteyenlerin teklifi sonucu 7161 sayili Kanunun 18. maddesiyle 3065 sayili Kanunun 24. maddesinin birinci fikrasinin (c) bendine “fiyat farki,” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farki,” ibaresi eklenmistir.

Bu degisikligin yürürlügünden yani 1.8.2019’dan önce kur farklarinin KDV’ye tabi olmadigi, bu degisiklik ile yasa koyucu tarafindan da kabul edilmis oldu. Dolayisiyla bu degisiklik öncesi kur farklari üzerinden KDV hesaplamayanlar aleyhine artik tarhiyat yapilamayacagi gibi, yapilmis tarhiyatlar aleyhine açilmis davalarin da davacilari lehine sonuçlanacagi açik görünmektedir.

18.01.2019 tarihinden itibaren ise KDV Kanununun 24/c maddesinin yeni sekli uyarinca dogacak veya yapilacak kur farki ödemelerinin faturaya baglanarak matraha dahil edilmesi gerekiyor. Ancak kur farki KDV iliskisi çok sorunlu ve yeni ihtilaflar ortaya çikarmaya elverisli bir alan. Yasa degisikligi ise olasi sorunlar dikkate alinmaksizin yapilmis gibi görünüyor. Simdi yeni düzenleme üzerinde biraz düsünelim.

KDV Kanununa göre KDV’de vergiyi doguran olay teslim veya hizmet olduguna göre, kur farkini matraha alan kanun koyucu, burada finansman hizmetinin varligini kabul ediyor. Finansman hizmetinin süreli /sürekli olmasi durumunda ise idari anlayisin her bir dönem (ay) itibariyle verginin dogacagi seklinde oldugu verilmis özelgelerle belli olduguna göre, demek ki artik her ay islemin taraflarinin birbirlerine kur durumuna göre kur farki faturasi kesmesi gerekiyor. Örnegin bir buzdolabi saticisi 8 ay vadeli ve döviz üzerinden müsterisine buzdolabi sattigi takdirde, kurun her ay arttigi varsayiminda, her ay müsterisine kur farki faturasi kesmesi gerekecektir. Kurun düstügü aylarda ise -müsterisi nihai tüketici ise- müsterisine gider pusulasi imzalatmasi gerekecektir.  Bu da binlerce belge demek. Bu yükü hafifletmek için, kur farkinin fiili ödeme tarihinde ortaya çikmasini saglayacak, tahsil esasina baglanmasi öngören bir yasa degisikligi ihtiyaci karsimiza çikmaktadir. Burada vergiyi doguran olay olarak ciro islemi veya tahsilatin kabul edilebilmesi için KDV Kanununun 10. maddesinde gerekli degisikligin yapilmasi gerekmektedir.

Her ne kadar KDV Kanunda yapilan bu degisikligin gerekçesinde “Madde ile; ithalatta oldugu gibi yurtiçinde yabanci paraya dayali olarak yapilan teslim ve hizmetlerde bedelin tamamen veya kismen sonradan tahsil edildigi durumlarda, kur farklarinin da matraha dahil oldugu madde metnine yazilmak suretiyle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadir.” denilerek araya “tahsil” kelimesi sikistirilmissa da, bu ifade vergiyi doguran olayi degistiren bir ifade degildir. Kaldik ki Kanunun açik diger hükümlerinin gerekçe ile bertaraf edilmesi de hukuken mümkün degildir.

Söz konusu kur farki faturalarinda iç yüzde yöntemi kullanilabilir mi? KDV Kanunundaki degisiklik 24/c maddesinde oldugundan, kur farki müessesesi de “vade farki” veya “fiyat farki” gibi degerlendirilmek durumundadir. Dolayisiyla artik kur farkinin KDV’si iç yüzde yöntemi ile hesaplanamaz. KDV’nin kur farkina ilave olarak hesaplanmasi gerekecektir. Aksi halde vade farki veya fiyat farkinda da iç yüzde yönteminin uygulanabilecegini kabul etmek gerekir ki, bu da zaten idari anlayisa terstir. Bu da dövizli veya dövize endeksi satislarda ve özellikle nihai tüketicilere yapilan satislarda pek çok ihtilafin dogmasina yol açacaktir. Mali idarenin burada, “ben yaptim oldu” anlayisi ile, iç yüzde yöntemi ile KDV’nin hesaplanacagi yönünde özelge verme ihtimali de mevcuttur. Ancak böyle bir görüs kanaatimce Kanuna aykiri düsecektir.

Karsimiza çikan bir baska sorun ise kur farki için düzenlenecek faturalarda uygulanacak KDV oraninin ne sekilde olusacagidir. Dövize bagli veya dövize endeksli teslimlerde, kur farki teslimin disinda hizmet olduguna göre, kur farkina uygulanacak KDV oraninin, teslime konu ürünün oranindan bagimsiz olarak % 18 seklinde uygulanmasi gerekmektedir. Burada kur farki, teslimin karsiligi bedelin bir unsuru olarak düsünülemez. Çünkü kur farki, vade farki veya fiyat farki gibi degildir ve taraflarin karsilikli iradesi ile olusturduklari bedelden ve taraflar arasi ticari iliskiden bagimsiz olarak ve onlarin iradesi disinda makro ekonomi parametrelerinden bazen satici lehine bazen aleyhine dogmaktadir. Bu oran sorunu özellikle döviz üzerinden düzenlenmis vadeli çek veya bononun cirolar yoluyla tedavülünde, kur farki faturalarinin kime kesileceginin belirlenmesi sorunundan da bagimsiz olarak tekrar karsimiza çikmaktadir. Örnegin döviz üzerinden düzenlenmis bir bononun ciro yoluyla bes kez el degistirmesinde, faturalasma nasil olacaktir sorusu, yanitsizdir. Cirolarla ortaya çikan son alacakli ile borçlu arasinda bir teslim iliskisi olmadigindan, ürünün KDV oraninin kur farkina da uygulanmasi daha da mantiksizlasmaktadir. Borçlunun ödeme yapmamasi, temerrüde düsmesi halinde ve cirantalara müracaat halinde ise faturalasma daha da ilginç hallere dönüsebilecektir.           

Buradaki en ilginç durum ise KDV’nin kur farkinin da KDV’ye tabi olmasi halidir. Basit bir örnekle açiklayalim. 1 Dolarin 4 Lira oldugu tarihte bir ürünün 1.000 Dolar ve 180 Dolar KDV’si ile vadeli satildigini varsayalim. Saticinin satis tarihinde alacagi 1.180 $ = 4.720 TL’dir. Vade tarihinde ise 1 Dolarin 5 TL oldugunu varsayarsak, satici 5.900 TL elde edecek ve 1.180 Lira kur farki geliri üzerinden 212,4 Lira KDV hesaplamasi gerekecektir. Böylece sadece KDV’nin matrahi bedel’in disinda, vergisinin kur farki da tekrar ayni vergiye tabi olacaktir. Oysa Kanuna göre matrahin sadece bedel olmasi gerekmektedir.

Nihayet, geçici vergi dönemi sonlari ile yil sonlarinda aktifte veya pasifte yer alan yabanci paralarin, dövizli mevcutlarin, alacaklarin veya borçlarin Vergi Usul Kanunu uyarinca yapilacak kur degerleme islemi sonucunda ortaya çikan kur farklari ise KDV’ye tabi tutulmayacaktir.