ARSA DEGERLERINE DAVA HAKKI

11.07.2017 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 749 görüntülenme YAZDIR

ARSA DEGERLERINE DAVA HAKKI

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi 11.7.2016

Emlâk Vergisi Kanunu uyarinca genel beyan dönemi olarak adlandirilan dört yilda bir vergi matrahlari belirlenmekte, aradaki yilarda ise bu matrahlar yeniden degerleme oraninin yarisi oraninda revize edilerek dikkate alinmaktadir.

Emlak vergisi matrahinin belirlenmesinde, takdir komisyonlari tarafindan belirlenen arsa / arazi metrekare birim fiyatlari ile ilgili bakanliklar tarafindan müstereken belirlenen bina insaat metrekare maliyet bedelleri esas alinmaktadir.

Arsa ve arazi birim degerlerinin takdirine iliskin olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 49. maddesinin (b) fikrasinin ilk iki paragrafinda takdir komisyonlarinca alinacak kararlarin, tarh ve tahakkuk isleminin yapilacagi sürenin baslangicindan en az alti ay önce arsa ve arazilerin ilgili bulundugu ticaret ve ziraat odalarina, mahalle ve köy muhtarliklarina, belediyelere imza karsiligi teslim edilmesini öngörmüstür. Ayrica büyüksehir belediyesi bulunan illerde bu teslimatin daha önceden Merkez Komisyonuna teslim edilmesi ve merkez komisyonunca farkli deger belirlenmesi halinde takdir komisyonlarinin bu degerlere göre takdir yapacagi da Kanunda hükme baglanmistir.

Anilan fikranin 3. Paragrafinda bu sekilde olusan degerlere karsi açilacak davalara iliskin düzenleme yer almistir.

Maddenin sonraki paragrafinda ise bu sekilde olusan (kanundaki tabir ile kesinlesen) degerlerin ilgili belediyelerde ve muhtarliklarda uygun bir yere asilmak suretiyle tarh ve tahakkukun yapildigi yilin basindan Mayis ayi sonuna kadar ilan edilmesini de ayrica hükme baglamistir.

Söz konusu fikrayi paragraflar itibariyle aktarmamin nedeni, yazimin ilerleyen kisminda da görülecegi üzere, yorum bakimindan önem tasimasindandir.  

2018 yilinin genel beyan dönemi olmasi dolayisiyla takdir komisyonlari arsa ve arazi metrekare birim fiyatlarini belirleyerek ilgili belediye ve muhtarliklara teslim etmislerdir. Bu konuda bizim gördügümüz, pek çok belirlemede arsa / arazi birim degerleri uçuk olarak belirlenmistir. Belediyelere emlâk vergisi geliri temin etmek amaciyla yapilan bu belirlemelerin pek çok mükellefi sikintiya sokacagi ve adalet duygusunu zedeleyecegi açiktir.

Öte yandan Vergi Usul Kanununun mükerrer 49. maddesinde (b fikrasi paragraf 3) yer alan “Takdir komisyonlarinin bu kararlarina karsi kendilerine karar teblig edilen daire, kurum, tesekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarliklari onbes gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergi mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine onbes gün içinde Danistay'a basvurulabilir” seklindeki düzenleme, cümlede sayilanlarin disindakilerin (ilgililerin / mükelleflerin) de dava açma haklarina bir sinirlama içermemekle birlikte uygulamada dava açma hakkini sinirlayan sekilde anlasilmis ve dolayisiyla Anayasa Mahkemesinin E.2011/38 K.2012/89 sayi ve 31.5.2012 sayili Karari ile iptal edilmistir. Bu iptal karari sonrasinda mükelleflerin de dava açma haklari   tartisma ortadan kalkmistir.

Ancak Kanun Koyucunun bu alanda bir düzenleme yapmamasi, Maliye Bakanliginin da torba kanunlara bu konuda bir madde ekleyerek konuyu açikliga kavusturmakta duyarsiz kalmasi sebebiyle davanin ne zaman ne sürede açilmasi gerektigi konusunda tartisma ortaya çikmistir.

Danistay 9. Dairesi bu konuda E. 2009/796 K. 2012/4683 sayi ve 20.9.2012 günlü Kararinda “Mükellef tarafindan 2006 yili birinci taksidine iliskin olarak adina yapilan emlak vergisi tarh ve tahakkukuna karsi açilan davada, mahkeme tarafindan dava açma süresinin tespiti bakimindan öncelikle, tarh ve tahakkuk isleminin 1319 sayili Yasa’nin 11 ve 21. maddeleri uyarinca mükellefe teblig edilip edilmediginin arastirilmasi, mükellefe belirtilen sekilde bir tebligat yapilmamissa davaci adina yapilan tarh ve tahakkuktan ödeme tarihinde haberdar oldugunun kabulü ile davanin esasinin incelenmesi gerekmekte oldugundan, temyize konu vergi mahkemesi kararinda, bu konuda herhangi bir arastirma yapilmadan, emlak vergisinin yil basindan itibaren 30 gün içinde dava konusu edilmesi gerekirken bu süre geçtikten sonra açilan davanin süre asimi nedeniyle reddine karar verilmesinde yasal isabet bulunmamaktadir” seklinde karar vererek kendisine hiç bir bildirim yapilmayanlarin ödeme tarihi itibariyle dava açabileceklerini kabul etmistir.

Ancak 9. Daire, daha sonra Anayasa Mahkemesi kararindan önceki dönemle ilgili bu görüsünü degistirmistir.

 (Konuya kösemin sinirlari itibariyle gelecek yazimda devam edecegim)