AVUKATLA ÇALISMA ZORUNLULUGU

02.06.2016 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1621 görüntülenme YAZDIR

Avukatla çalisma zorunlulugu

Dr. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 2.6.2016 

 

Avukatlik mesleginin amaci, hukuki iliskilerin düzenlenmesini, her türlü hukuki sorun ve anlasmazliklarin adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarinin tam olarak uygulanmasini her derecede yargi organlar, hakemler, resmi ve özel kisi, kurul ve kurumlar nezdinde saglamaktir. Avukatlar, bu amaçlari avukat sifati ile gerçeklestirmeye çalismalarinin yani sira zaman zaman hukuk müsaviri olarak da hizmet verirler. Aslinda bu iki hizmet birbirinden ayri hizmetler olmayip, bir çok halde birbirlerini tamamlayici niteliktedir. 

Avukatlik ile hukuk müsavirliginin farkina iliskin genel kaniya göre, avukatlik hizmetine sorun çikmasindan sonra ve genellikle dava asamasinda müracaat edilmesine karsilik, hukuk müsavirine daha sorun çikmadan, bir hukuki iliski olusturulurken, örnegin bir sözlesme yapilirken, bir sirket kurulurken müracaat edilmesi seklinde açiklanabilir. 

Nitekim bir sözlesmenin veya bir hukuki iliskinin, daha baslangiçta, kurulus asamasinda bir hukukçunun süzgeçinden geçmesi ve taraflarin istek ve iradelerinin sözlesmeye hukukçu tarafindan çesitli ihtimaller de nazara alinarak aktarilmasi, ileride ihtilaf çikmasi ihtimalini azaltmaktadir. Zira hukukçu, hazirladigi sözlesme metinlerinde, taraflar arasindaki iliskinin önce hukuk kurallarina ve hakkaniyete uygun olmasina çalisacak, sonra o iliskide çikabilecek sorunlara ve taraflar arasindaki olasi menfaat çatismasinin getirebilecegi ihtilaflara iliskin önleyici veya giderici düzenlemeleri sözlesmeye koymaya çalisacaktir. Bu davranis ise, mikro bazda ihtilaf sayisinin azalmasi ve giderek makro bazda toplumsal baris ve huzurun saglanmasi yönünde bir islev ifade edecektir. 

Bu nedenle ev kiralamaktan kredi almaya, is yeri açmaktan sirket kurmaya kadar her türlü hukuki iliskilere giren kisilerin, daha baslangiçta avukatlik veya hukuk müsavirligi hizmeti almalarinin kendilerine saglayacaklari yarar, tartisilamaz. Hele bu yararin, hizmet verene ödenen bedeli, uzun vadede çok asacagi hiç tartisilamaz. Ancak biz toplum olarak, bu tür hizmetler almayi pek sevmiyoruz. Davamiz olmadan bir hukukçuya müracaat etmeyi, bir vergi incelemesi veya vergi idaresinin zorlamasi olamadan bir mali müsavirle çalismayi, bir yerimiz agrimadan doktor kontrolünden geçmeyi, disimiz çürümeden disçiye gitmeyi pek istemiyoruz. Ancak bu davranis biçimi, uzun vadede sagliksiz yahut sorunlu bir toplumu veya toplumsal iliskileri ortaya çikartiyor. 

Hukuki alanda çikan ihtilaflar da zaten bunu göstermektedir. Davalarin pek çogu, baslangiçta bir hukukçu ile birlikte davranilmamis olmasindan kaynaklanmaktadir. Vergi ihtilaflari da ayni sekilde. Pek çok dava aslinda, mali yükümlülükler ve vergi mevzuati konusunda bir hukukçudan veya mali müsavirden yeterince hizmet alinmamis olmasinin sonucu. Bütün bu gerçekler, ayni zamanda yargininda is yükünü arttirmakta, davalarin geç sonuçlanmasina yol açmaktadir. 

Avukatlik Kanunu’nda bu sakincalar giderilmeye çalisilmis ve Ticaret Kanunu’nda öngörülen asgari sermayenin bes katindan fazla, bir baska deyisle bu gün için 250 bin liradan fazla sermayeli anonim sirketlerle, üye sayisi yüz veya daha fazla olan yapi kooperatiflerine sözlesmeli bir Avukat bulundurma zorunlulugu getirilmistir. 

Bu zorunluluk, 10.5.2001 tarihli Resmi Gazete’de yayimlanan ve Avukatlik Kanunu’nda çesitli degisiklikler öngöre 4667 sayili Kanun’la ihdas olunmus ve 6 Kasim 2001 tarihi itibariyle yürürlüge girmistir. 

Bu tarihten itibaren bu zorunluluga uymayan sirketler ve kooperatiflere sözlesmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, fiil tarihinde geçerli asgari ücretin iki aylik brüt tutari kadar para cezasi uygulanmaktadir. Bu ceza uygulamada, genellikle Barolarin bildirimi ile mahallin en büyük mülki amiri veya Cumhuriyet Savcisi tarafindan kesilmektedir. Bu ceza bir idari para cezasi niteligindedir. Dolayisiyla tahsili konusunda, 6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanun, uygulanmaktadir. 

Burada yükümlülügün sadece sermayeye iliskin rakamsal sinira baglanmasinin yerindeligi tartisilabilir. Sirketlerin yapilari veya nitelikleri nazara alinarak ölçütler olusturulsa, daha yerinde olurdu. Örnegin, ortak sayisi, toplu is sözlesmesi kapsaminda is yerine sahip sirketler veya halka açik anonim ortakliklar veyahut bagimsiz denetime tabi sirketler gibi ölçütler, her zaman için daha saglikli sonuçlar vermektedir.

Öte yandan yasal düzenlemenin açik olmamasi ve bu konuda Barolar Birligi veya Adalet Bakanligi’nca açiklayici bir alt düzenlemenin yapilmamis olmasi da, uygulamada pek çok soruna yol açmaktadir.

Is dünyasinin karmasik hukuki ve mali iliskileri ve ayni oranda uzmanlik gerektiren mevzuat kümeleri karsisinda avukat istihdami için getirilen bu yükümlülügün mali müsavir istihdami için de getirilmesi, saglikli bir is dünyasi için bence bir zorunluluktur. 

Avukatlik Kanunu ile getirilen bu yükümlülügün sermaye sirketleri yönünden Anayasa’ya aykiriligi ileri sürülmüsse de Anayasa Mahkemesi E.2010/10 K.2011/110 sayi ve 30.6.2011 tarihli Karari ile yükümlülük oybirligi ile Anayasa’ya uygun bulunmustur. 

Sirketlerin ve kooperatiflerin ileride cezali duruma düsmemeleri için bu yükümlülüge dikkat etmeleri gerekmektedir.