6009 ve VAVEK

02.08.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1410 görüntülenme YAZDIR

6009 ve VAVEK
2 Agustos 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Gelir Vergisi Kanunu ile çesitli kanunlarda degisiklik yapan ve kamuoyunda kisaca Torba Kanun olarak adlandirilan kanun, 6009 numara ile nihayet 1 Agustos tarihli Resmi Gazete’de yayimlandi. 63 asil 9 geçici maddeden olusan 6009 sayili kanun, 7 vergi kanununda, 20 çesitli kanunda ve 4 kanun hükmünde kararnamede çesitli degisiklikler yapti. Bu kanunun vergi kanunlarinda yaptiklari degisiklikleri, ileride ayri ayri irdeleyecegiz.

Ancak bu kanunun vergi hukuku açisindan önemi, Anayasa Mahkemesi’nin vergi yasalarinda iptal ettigi bazi düzenlemeleri yeniden düzenlemesi konusundaydi. Buna karsilik getirilen düzenlemeler, Anayasa Mahkemesi kararlarini tam karsilamadigi gibi, yeni bazi anayasaya aykirilik iddialarinin dogumuna da yol açti. Yeni düzenlemelerin anayasaya aykirilik noktalarini, çesitli yazilarimizda ayri ayri belirtmistik.

Geçen günlerde bir sivil toplum kurulusu olan Vatandasin Vergisini Koruma Dernegi de (VAVEK) bir basin açiklamasi ile bu anayasaya aykirilik iddialarini gündeme getirdi. Bati toplumlarinda vergi ve mükellef haklari konusunda kurulmus pek çok sivil toplum kurulusuna rastlamamiza ragmen ülkemizde bu konuda tek kurulus olan ve maalesef mükellefler ve meslek mensuplari tarafindan çok fazla katilimi olmayan VAVEK’in, tamamen katildigimiz bu basin açiklamasinin önemli noktalarini asagida özetle aktariyorum:

“1) Öncelikle ‘TORBA KANUN’ adi altinda farkli hususlari düzenleyen konularda yasal düzenlemeler yapilmasi, kanunlarimizin yapisini zedeleyen uygun bir kanun yapma teknigi degildir.

2) Anayasa Mahkemesi, ücretlerle diger gelirlerin ayni oranda vergilendirilmesini anayasaya aykiri bulmus ve iptal etmistir. Yeni yasada ise sadece yillik ücreti 50.000 lirayi asanlara, 50 bin lira ile 76.250 lira arasindaki tutar için bir avantaj saglanmaktadir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi, ücretlerin diger gelirlerden daha düsük vergilendirilmesini öngören ‘ayrim ilkesi’ olmasina karsin sadece 50.000 liranin üstündeki ücretler için düsük vergilendirme getirilmektedir. Bu durum anayasaya aykiriligi ortadan kaldirmamaktadir. Yeni kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne basvurulmasi durumunda ayni gerekçe ile yeni hükmün de iptal edilmesi kuvvetle muhtemeldir.

3) Anayasa Mahkemesi’nin bir baska karariyla dar mükelleflerin (Türkiye’de yerlesik olmayanlar) sermaye piyasasi araçlarindan elde ettikleri kazançlarindan kesinti yoluyla yüzde sifir oraninda vergi alinmasi anayasanin ödeme gücü ve vergide esitlik ilkelerine aykiri oldugu gerekçesiyle iptal edilmistir.

Yeni yasa Türkiye’de yerlesik gerçek ve tüzelkisilerin ayni kazançlarindan da kesinti yoluyla vergi alinmamasini öngörmektedir. Ancak tam mükellef kurumlar ile sermaye piyasasi araçlarindan elde ettikleri kazançlari ticari faaliyetlerine dahil olan gerçek kisiler bu gelirler üzerinden yine vergi ödemek zorunda kalacaklardir. Yeni yasa esitsizligi ortadan kaldirmamaktadir.

Stopaj, yabancilar için nihai vergidir ve yabancilar sifir vergi yükü ile kazançlarini yurtdisina götürmeye devam edeceklerdir. Oysa yerli kurumlar bu kazançlarini beyan etmek zorunda olduklarindan kazançlari üzerinden Kurumlar Vergisi ödeyeceklerdir. Yerli sirketler stopajla birlikte yüzde 32 oraninda vergi yüküne katlanirlarken yabancilar için sifir oranda vergi yükü söz konusu olacaktir. Yapilan yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararina dayanak teskil eden mali güç ve vergide esitlik ilkelerine aykiriligi ortadan kaldirmadigindan, yeni düzenlemenin de anayasaya aykiriligi açiktir.

4) Anayasa Mahkemesi’nin önceki yillarda hak kazanilan yatirim indirimden 2008 yilindan sonraki yillarda yararlanilmayacagina iliskin yasa hükmünü iptal etmesi üzerine, 6009 sayili Torba Kanun’la yapilan yeni düzenleme ile süre sinirlamasi kaldirilmis ancak yararlanilabilecek yatirim indirimi kazancin yüzde 25’i ile sinirlandirilmistir. Yatirim indirimi istisnasi kaldirilmadan önce böyle bir sinirlama bulunmadigindan, bu düzenleme ile geriye dönük bir düzenleme yapilmis bulunmaktadir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararinin gerekçesinde geriye dönük düzenlemelerle kisilerin haklarinin, hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi gözetilmeden kisitlanmasinin hukuk devleti ilkesiyle bagdasmayacagi öngörüldügünden yapilan bu düzenleme de ayni gerekçeyle anayasaya aykiridir.

5) Kanunda yer alan ve denetim elemanlarinin Maliye Bakanligi’nin görüslerine aykiri rapor düzenleyemeyeceklerine iliskin hükümler kaygi vericidir ve denetimin bagimsizligini zedeleyici mahiyettedir. Yine kanunda yer alan, Maliye Bakanligi’nin mükelleflere verdigi özelgelerin ve yayimladigi sirkülerlerin baglayiciligina iliskin düzenlemeler ise hukuki kaynak olarak hiçbir baglayici olmayan idare görüslerine baglayicilik vasfi tanimak suretiyle anayasanin 73. maddesine açikça aykirilik teskil etmektedir. Bu durum idarenin vergi koyma ve kaldirma yetkisine sahip olmasi anlamina gelecek uygulamalara neden olabileceginden kaygi ile karsilanmaktadir.”

VAVEK’in bu açiklamalarinda yer alan ve çesitli yazilarimizda tarafimizdan da ileri sürülen bu görüsler, ileride gerek doktrinde gerek mahkemelerdeki anayasaya aykirilik iddialarinda mutlaka tartisilacaktir. Bu nedenle simdiden bir kenara not edilmesinde yarar vardir.

02.08.2010 | Referans Gazetesi