HATA VE DÜZELTME HÜKÜMLERININ KAPSAMI

15.10.2015 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1485 görüntülenme YAZDIR

HATA VE DÜZELTME HÜKÜMLERININ KAPSAMI

 

(15.10.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayimlanmistir)

 

 

Hemen her hukuk dali, kendi açisindan “hata” kavramina yer vermistir. Hata, ceza hukukunda suçun unsurlarina bagli olarak ve özellikle yanilma hali ile dikkate alinirken, borçlar hukukunda iradeyi sakatlayan bir hâl olarak düzenlenmistir.

Hata hâli ve kavrami  Vergi Usul Kanunumuzda da yer bulmus ve Kanunun 116. maddesinde “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapilan hatalar yüzünden haksiz yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alinmasidir” seklinde tanimlanmistir.

            Izleyen maddelerde hata, hesap hatalari ve vergilendirme hatalari olmak üzere  iki ana türe ayrilmistir.

Kanunun 117. maddesinde yer alan hesap hatalari üç grupta toplanmistir. Bunlar sirasiyla sunlardir.

1. Matrah hatalari : Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fisi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamlarin veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmis veya hesaplanmis olmasidir.

2. Vergi miktarinda hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlis uygulanmasi, mahsuplarin yapilmamis veya yanlis yapilmis olmasi, birinci bentte yazili vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmis veya gösterilmis olmasidir.

3. Verginin mükerrer olmasi : Ayni vergi kanununun uygulanmasinda belli bir vergilendirme dönemi için ayni matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alinmasidir.

Vergilendirme hatalari ise Kanunun 118. maddesinde dört grupta düzenlenmistir. Bunlar da sirasiya su sekildedir.

1. Mükellefin sahsinda hata : Bir verginin asil borçlusu yerine baska bir kisiden istenmesi veya alinmasidir;

2. Mükellefiyette hata : Açik olarak vergiye tabi olmiyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alinmasidir.

3. Mevzuda hata : Açik olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kiymet, evrak ve islemler üzerinden vergi istenmesi veya alinmasidir.

4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata : Aranan verginin ilgili bulundugu vergilendirme döneminin yanlis gösterilmis veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmis olmasidir.

            Görüldügü gibi, vergi hukukunda hatadan söz edebilmek için, varligi ileri sürülen hatalarin bu aktardigimiz hâllerden birisinin kapsami içerisinde yer almasi gerekmektedir. Eger varligi ileri sürülen hata, bu hallerden her hangi birine uymuyorsa, vergi hukukunun hata ve düzeltme hükümlerinden yararlanmak söz konusu olamaz.

            Vergilendirme islemlerinde hata, mükellef tarafindan da yapilabilir, idare tarafindan da. Eger hata mükellef tarafindan yapilmissa, mükellefin usulünce düzeltme istemesi gerekmektedir. Idarenin hata yaptigi hallerde ise vergi idaresi hatayi re’sen düzeltme hak ve yetkisine sahiptir.   

            Uygulamada mükelleflerin gerek idari islemlerde (özellikle tarh isleminde) yapilan gerek kendi beyanlarinda yapilan hatalara karsi düzeltme istemlerinin çok büyük çogunlugu idare tarafindan reddedilmektedir. Yargi Kararlarina baktigimizda ise, yarginin Kanunun düzeltme hükümlerini, kapsami oldukça sinirlayici sekilde dar yoruma tabi tuttugunu görmekteyiz.

            Yargi organlarinin kararlarina göre, maddi olaylarin degerlendirilmesini veya nitelendirilmesini gerektiren bir hukuksal sorunun varligi hallerinde ve/veya uyusmazligin çözümünün bir maddi olayin ve/veya mevzuatin hukuki yorumunun gerektigi durumlarda, hata ve düzeltme hükümlerine basvurulamaz. Bir baska deyisle bir vergi hatasinin varligindan söz edilebilmesi için ileri sürülen hususun yasa maddelerinin veya olayin yorumunu gerektirmeyecek sekilde açik ve net olmasi gerekir.  

            Yarginin bu dar yorumu sonucunda, düzeltme isteyen ve talebi reddedilen pek çok mükellef redde karsi yargiya basvurdugunda, talebin esasi dahi tartisilmadan dava reddedilmektedir. Dava açmadan önce idareye müracaatla hatayi düzelttirmeye

çalisan mükelleflerde, taleplerinin hata kapsamina girmedigi, bu nedenle idareye yapilan basvurunun dava açma süresini durdurmayacagi” gerekçesine dayali “davanin süreden reddi” kararlari ile karsilasabilmektedir.

Durum böyle olunca vergi hukukunda hata düzenlemelerinin basarili bir uygulamasinin olmadigini ve hata ve düzeltme müessesesinin, yarginin da is yükünü ortadan kaldiracak sekilde “idare – mükellef ihtilaflarini azaltan veya yok eden” bir sekle dönüsemedigini görmekteyiz. Degindigimiz sebeplerle idareye yapilan düzeltme basvurularinin büyük çogunlugu, yine yargiya is yükü olarak intikal etmektedir.

Gelir idaresinde yeni Vergi Usul Kanunu tasarisi üzerinde çalisilirken bu konunun degerlendirilmesinde yarar vardir.

Burada iki önlem düsünülebilir.

Birincisi hata hallerini daha esnetmek ve uygulama alanini daraltici yorumlarla islemeyecek hele getirilmesinin önüne geçmektir.

Ikinci öneri olarak da, daha kökten bir öneri yapilabilir. Hata ve düzeltme müessesesi, Vergi Usul Kanunundan kaldirilabilir. Zaten çok sinirli hallerde çalisan bu müessesesin kaldirilmasi halinde çözüm yollari, zaten idare hukuku kapsaminda yine var olacaktir. Idarenin, hatali idari islemini her zaman geri almasi veya kaldirmasi yahut düzeltmesi idare hukuku kurallari çerçevesinde zaten mümkündür. Kisilerin de bu konuda talepte bulunma haklari ve talebin reddi halinde konuyu yargiya tasima olanaklari, zaten Idari Yargilama Usulü Kanununun 10 ve 11. maddelerinde düzenlemistir. Bu nedenle genellikle hak kaybina yol açan Vergi Usul Kanunu düzenlemeleri yerine, çözümü genel idare hukukuna birakmak, kanimca daha yerinde olacak ve adil çözümler saglayacaktir. Düzeltme talebi reddedilenlerin konuyu yargiya tasimalari ile olusan vergi ihtilaflarinda, konunun her iki Kanunda farkli usul ve süre kosullari ile düzenlenmis olmasi dolayisiyla olusan ve hangi düzenlemenin nasil uygulanacagi, sürelerin nasil hesaplanacagi konularindaki içtihat karmasasi da böylece ortadan kalkacaktir.