BIR ÖZELGENIN DÜSÜNDÜRDÜKLERI

07.06.2018 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 248 görüntülenme YAZDIR

BIR ÖZELGENIN DÜSÜNDÜRDÜKLERI

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi 7.6.2018

 

Bu günkü yazimda bir Özelgeden söz edecegim.

Bir alisveris merkezinin isletilmesi ile istigal eden bir mükellef; Alisveris Merkezinin çatisinda bulunan metal bir kaplama malzemesinin siddetli bir firtinanin etkisiyle çatidan koparak Alisveris Merkezinin önünde bulunan kisinin kafasina isabet etmesiyle bir yaralanmaya sebebiyet verildigini, kazazede tarafindan sirket aleyhine açilmis olan davanin sonuçlanmasindan önce kazazede ve sirket arasinda mutabakata varilarak protokol imzalandigini, protokol uyarinca Sirketin kazazedenin maddi ve manevi hasarlarini karsilamak amaci ile 210.000-TL tutarinda tazminat ödendigini, ilgili tazminat tutarina iliskin olarak 85.000-TL'lik tutarin ise sigorta sirketince karsilanacagi belirtilerek özelge talep etmis ve Idareye soru olarak “kazazedeye ödenen tazminat tutarinin gider olarak dikkate alinip alinmayacagi ile sigorta sirketince Sirketinize ödenecegi taahhüt edilen tutarin da gelir olarak dikkate alinip alinmayacagi” hususlarini sormustur.

Istanbul Vergi Dairesi Baskanligi 29.1.2018 tarih ve 62030549-125[6-2016/28]-93754 sayili Özelgesi ile bu talebi, Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin (3) numarali bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 11. maddesinin (g) bendini aktardiktan sonra asagidaki gibi yanitlamistir.

“Kazazede tarafindan Sirket aleyhine açilmis olan davanin sonuçlanmasindan önce kazazede ve Sirket arasinda imzalanan protokol neticesinde kazazedeye ödediginiz 210.000-TL tazminat tutarinin kurum kazancinizin tespitinde gider olarak dikkate alinmasi mümkün bulunmamakta olup sigorta sirketince Sirketinize ödenecegi taahhüt edilen 85.000-TL'lik tutarin ise kurum kazanciniza dahil edilmesi gerekmektedir.”

Ne güzel is degil mi? Ödedigin tazminati gider yazdirma, kanunen kabul edilmeyen gider kabul et, sigortadan aldigin tazminati da gelir yazdir. Havadan matrah yarat.

Ey özelgeyi yazan veya imzalayan, bari sigorta tazminatini gelir yazdirma ki biraz tutarli olsun. Bu hukuk degildir. Çünkü adil degildir. Çünkü içinde adalet olmayan, hukuk olamaz.

Simdi gelelim Özelgenin tahliline.

Sigorta tazminatinin gelir yazdirilmasi dogrudur. Ancak sorun, protokole dayali tazminatin gider yazdirilmamasindadir.

Sirket, basiretli bir tacir olarak, hem yaralanani üzmemis ve mahkemelerde süründürmemis, hem de anlasma yolu ile belki de daha az tazminat ödemis. Üstelik, ileride basina da konu olabilecek ve AVM’nin belki ismini zedeleyebilecek bir olayi, aleyhine hüküm kurulmadan kapatmis.

Ticaretin içerisinde çesitli riskler her zaman vardir. Tacir bu riskleri bazen bedel ödeyerek karsilamak durumunda kalabilir. Bu ödemeler ticari faaliyetin sürdürülebilmesi için yapilan ödemelerdir. Dolayisiyla Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin (3) numarali bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 11. maddesinin (g) bendine girmese bile “genel gider” niteligindedir.

Aslinda Sirket hülle yapmayi bilmiyormus. Mademki yaralanan davaciyla anlastin, davaci gidip mahkemede fazlaya iliskin tabinden vaz geçerdi, Sirket de davayi kabul ederdi. Tazminati da mahkeme karari uyarinca öderdi. Sirket de gider yazip mutlu olurdu, idare de mahkeme karari var diye tazminati gider kabul ederdi ve herkes mutlu olurdu. Bir sonraki afta da matrah artirimi yapilirdi olur biterdi.

Idareyi de aslinda anliyorum. Bu sekilde protokole dayali tazminatlar gider kabul edilirse, muvazaali islemlerin artacagi endisesi, idari düsüncenin özünü olusturmaktadir.

Ancak bu tip endiseler, mükelleflerin hakli islemlerinin önüne geçmemesi gerekir. Elbetteki bu yolla muvazaali islemler yapan olacaktir. Olmasi gereken ise, mükelleflerin hakli istemlerinin önünü kesmek degil, denetimi yogunlastirmaktir. Elbetteki her olayin kendine özgü özellikleri olacaktir. Bunlari degerlendirmek ise vergi müfettislerinin isidir.

Denetim konusunda da bir iki cümle yazayim.

Iki yilda bir matrah artiriminin çikartilmasi, af kanunlarinin siklasmasi, mükellefleri de rahat davranmaya iten bir önemli unsurdur. Benim gözlemim, çok sayida mükellefin kendine göre vergi uygulamasi yoluna gittigi ve kayitlarini matrah artirimlari ile mesrulastirdigi yolunda. Bu arada iki matrah artirimi arasinda denetime yakalanma oraninin düsüklügü de mükellefleri bu yola itmektedir. Bu yolun kapanmasi ise gelir idaresinin degil, Vergi Denetim Kurulunun görev alanina girmektedir.