Kurumlar Vergisi Yazilari – 5 : KURUMLAR VERGISINDE ZARAR MAHSUBU

18.04.2019 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 638 görüntülenme YAZDIR

Kurumlar Vergisi Yazilari – 5 :

KURUMLAR VERGISINDE ZARAR MAHSUBU

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ

Dünya Gazetesi / 18.4.2019 

Kurumlar Vergisi Kanununun 9. maddesine göre, kurumlar vergisi beyannamesinde, her yila iliskin tutarlar ayri ayri gösterilmek ve 5 yildan fazla nakledilmemek sartiyla geçmis yillarin beyannamelerinde yer alan zararlar, kurum kazancindan indirilebilir.

         Mükelleflerce bir hesap dönemi içerisinde olusan zararin, müteakip 5 hesap döneminde olusacak kârlarla mahsup edilememesi halinde mahsup imkâni ortadan kalkmaktadir. Zarar mahsubu bu süre içinde gerçeklestirilemedigi takdirde, olusan zarar isletme zarari olarak degerlendirilmemekte ve sermayede meydana gelen zarar olarak dikkate alinmaktadir.

      Geçmiste birden fazla yilin zararli olmasi halinde, zarar mahsubuna en eski yildan baslanir. Aksi halde 5 yillik sürenin kullanimi mümkün olmayabilir.

      Buradaki bes yillik sürenin hesabinda, zararin olustugu yil nazara alinmayacak, izleyen bes yil hesaplamaya dâhil edilecektir.

      Zarar mahsubu, bir seçimlik hak degildir. Yani mükellefler, kâr dagitim politikalari veya baska sebeplerle, belli bir dönemde geçmis zararlarini mahsup etmedikleri takdirde, bu haklarindan vaz geçmis kabul edilirler ve izleyen dönemde artik bu haklarini kullanamazlar. Benzeri olarak, zarar mahsubunda yil atlanmamasi, en eski yilin zararindan baslanarak sirasiyla düsülmesi gerekmektedir. Yil atlanmasi halinde idari anlayista, atlanilan yila ait zararin mahsup hakkindan vaz geçildigi sonucu ortaya çikacaktir. Ancak bu konuda farkli yönde içtihatlar da vardir.

      Geçmis yil zararlari yillik beyannamede düsülebilecegi gibi, ayni zamanda geçici vergi beyannamelerinde de mahsup konusu yapilabilir.

      Geçmis yil zararlari, Kanunun 10/1c maddesinde belirtilen bagis ve yardimlarin indirilebilecek üst sinirinin tespiti açisindan da önem tasimaktadir. Zira üst sinirin hesabina esas kurum kazanci, giderlerin ve geçmis yil zararlarinin düsülmesinden sonraki (istirak kazançlari hariç indirim ve istisnalar düsülmeden önceki) tutardir.

Geçmis yil zararinin tespiti açisindan önem tasiyan bir konu da, yillara yaygin insaat ve onarim isleridir. Bu gibi islerde kâr veya zarar Gelir Vergisi Kanunun 42 - 44. maddeleri hükümlerine göre, isin bittigi yil itibariyle saptanmakta ve isin bittigi yil vergilendirilmektedir. Dolayisiyla, isin zararla sonuçlandigi hallerde, isin süresinin bes yildan uzun olup olmadigina bakilmaksizin, zararin tamami isin bittigi yil kazancindan indirilmek durumundadir. Kazancin yetersizligi nedeniyle bu zararin indirilememesi halinde ise, izleyen bes yil içerisinde indirim konusu yapilmasi mümkündür. Bu süre içerisinde de indirim konusu yapilamayan zararlar, artik indirilemez.

      Benzer bir yorum ve sonuç, tasfiye için de söz konusudur. Tasfiye döneminin bes yildan uzun sürüp sürmedigi önem tasimaksizin, tasfiye dönemi içerisindeki dönemlerde olusan zararinin tamaminin tasfiye bitimi dolayisiyla verilecek beyannamede indirim konusu yapilmasi gerekir.

            Uygulamada bazen Sirketlerin bilançolarinda geçmis yil zararlari, onlarin sermayelerini yitirmelerine, Türk Ticaret Kanununun 376. maddesi uyarinca bazi tedbirler almalarina yol açmaktadir. Sirketlerce alinan tedbirler genellikle, sirket zararinin ortaklarca “zarar karsiligi hesabi” yaratilarak kapatilmasi veya sermayenin yitirilen sermaye kadar azaltilmasi seklinde olmaktadir. Sirketin yetkili organlarinin karari ile açilan ve ortaklarca sirkete zarari kapatmak üzere nakden konulan tutari ifade eden bu hesabin veya sermayenin azaltilmasi sonucu, bilançolarda geçmis yil zararlari kapatilmaktadir. Ancak bu islemler sirketin ticari bilanço ve yasami ile ilgili bir husus olup, sirketin vergi kanunlari karsisindaki durumunu etkilemez. Bu gibi hallerde de, geçmis yil zararlari, yillik beyannamelerde gösterilmeye devam olunarak indirilebilir. Ayni durum ve sonuç, geçmis yil zararlarin, ticari bilançoda yer alan yedek akçelerle kapatilmasi halinde de söz konusudur.

Zarar mahsubunun kullanilmasi, defterlerin (ve belgelerin) saklama ve ibraz sürelerini uzatabilir. Vergi Usul Kanunumuzda saklama ve ibraz ödevi, her ne kadar 5 yillik tarh zamanasimi süresi ile sinirlandirilmissa da, zarar mahsubu bu süreyi uzatan hallerden biridir. Zira saklama ve ibraz ödevi, vergilendirmeyle ilgili islemlerin vergi ile ilgisinin kuruldugu son tarihi izleyen yilbasindan itibaren baslamaktadir. Örnegin 2014 yili zararini, 2018 dönemi kazancindan indiren bir mükellefin, 2014 yili defter ve belgelerini saklama ve ibraz süresi, 2014 hesaplari sonucunun (zararinin) vergi ile iliskisinin kuruldugu son dönem olan 2018’den sonraki 5 yil olacak ve 31.12.2023 tarihinde dolacaktir. Ancak buradaki saklama ve ibraz ödevi, sadece 2018 yilinda indirilen 2014 zararinin tevsiki kapsaminda söz konusudur. Yoksa 2014 yilina iliskin tarh zamanasimi süresi 31.12.2019 tarihinde dolduktan sonra 2014 yili için bir tarhiyat yapilamaz. Dolayisiyla 31.12.2019 tarihinden sonra ibraz etmeme halinde, kaçakçilik suçu olusmaz. Ancak bu 31.12.2019 tarihinden sonra, 2018 dönemi için yapilan bir vergi incelemesinde, 2014 yili defterleri isteme ragmen ibraz edilmezse, mükellef 2014 yili zararinin ticari faaliyetleriyle ilgili oldugunu kanitlayamamis durumuna düseceginden, bu zararin indirimi, bir inceleme sonucunda reddedilebilir.