Kurumlarda zarar mahsubu

29.03.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1962 görüntülenme YAZDIR

Kurumlarda zarar mahsubu
29 Mart 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Mart ayi, Gelir Vergisi’nin yillik beyan dönemini ifade ediyorsa, nisan ayi da kurumlar için yillik beyan dönemini ifade etmektedir. Bu nedenle biz de hem yazilarimizda gelen okur sorulari dogrultusunda hem de çarsamba günleri yayimlanan “vergi sayfasinda” mukteza ve yargi kararlari bölümünde Kurumlar Vergisi ile baglantili konulara yer vermeye çalisacagiz.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesine göre, Kurumlar Vergisi beyannamesinde, her yila iliskin tutarlar ayri ayri gösterilmek ve 5 yildan fazla nakledilmemek sartiyla geçmis yillarin beyannamelerinde yer alan zararlar, kurum kazancindan indirilebilecektir. 
Mükelleflerce bir hesap dönemi içinde olusan zararin, müteakip 5 hesap döneminde olusacak kârlarla mahsup edilememesi halinde, mahsup imkâni ortadan kalkmaktadir. Zarar mahsubu bu süre içinde gerçeklestirilemedigi takdirde, olusan zarar isletme zarari olarak degerlendirilmemekte ve sermayede meydana gelen zarar olarak dikkate alinmaktadir. 
Geçmiste birden fazla yilin zararli olmasi halinde, zarar mahsubuna en eski yildan baslanir. Aksi halde 5 yillik sürenin kullanimi mümkün olmayabilir.
Buradaki bes yillik sürenin hesabinda, zararin olustugu yil nazara alinmayacak, izleyen bes yil hesaplamaya dahil edilecektir. Zarar mahsubu, bir seçimlik hak degildir. Yani mükellefler, kâr dagitim politikalari veya baska sebeplerle, belli bir dönemde geçmis zararlarini mahsup etmedikleri takdirde, bu haklarindan vazgeçmis kabul edilirler ve izleyen dönemde artik bu haklarini kullanamazlar. 
Benzeri olarak, zarar mahsubunda yil atlanmamasi, en eski yilin zararindan baslanarak sirasiyla düsülmesi gerekmektedir. Yil atlanmasi halinde de atlanilan yila ait zararin mahsup hakkindan vazgeçildigi sonucu ortaya çikacaktir. 
Geçmis yil zararlari yillik beyannamede düsülebilecegi gibi, ayni zamanda geçici vergi beyannamelerinde de mahsup konusu yapilabilir. 
Geçmis yil zararlari, kanunun 10/1c maddesinde belirtilen bagis ve yardimlarin indirilebilecek üst sinirinin tespiti açisindan da önem tasimaktadir. Zira üst sinirin hesabina esas kurum kazanci, giderlerin ve geçmis yil zararlarinin düsülmesinden sonraki (istirak kazançlari hariç indirim ve istisnalar düsülmeden önceki) tutardir. 
Geçmis yil zararinin tespiti açisindan önem tasiyan bir konu da yillara yaygin insaat ve onarim isleridir. Bu gibi islerde kâr veya zarar Gelir Vergisi Kanunu’nun 42 – 44. maddeleri hükümlerine göre, isin bittigi yil itibariyle saptanmakta ve isin bittigi yil vergilendirilmektedir. Dolayisiyla isin zararla sonuçlandigi hallerde, isin süresinin bes yildan uzun olup olmadigina bakilmaksizin, zararin tamami isin bittigi yil kazancindan indirilmek durumundadir. Kazancin yetersizligi nedeniyle bu zararin indirilememesi halinde ise izleyen bes yil içinde indirim konusu yapilmasi mümkündür. Bu süre içinde de indirim konusu yapilamayan zararlar, artik indirilemez.
Benzer bir yorum ve sonuç, tasfiye için de söz konusudur. Tasfiye döneminin bes yildan uzun sürüp sürmedigi önem tasimaksizin, tasfiye dönemi içerisindeki dönemlerde olusan zararinin tamaminin tasfiye bitimi dolayisiyla verilecek beyannamede indirim konusu yapilmasi gerekir.
Uygulamada bazen sirketlerin bilançolarinda geçmis yil zararlari, onlarin sermayelerini yitirmelerine, Türk Ticaret Kanunu’nun 324. maddesi uyarinca bazi tedbirler almalarina yol açmaktadir. Sirketlerce alinan tedbirler genellikle sirket zararinin ortaklarca “zarar karsiligi hesabi” yaratilarak kapatilmasi veya sermayenin yitirilen sermaye kadar azaltilmasi seklinde olmaktadir. Sirketin yetkili organlarinin karari ile açilan ve ortaklarca sirkete zarari kapatmak üzere nakden konulan tutari ifade eden bu hesabin veya sermayenin azaltilmasi sonucu, bilançolarda geçmis yil zararlari kapatilmaktadir. Ancak bu islemler sirketin ticari bilanço ve yasami ile ilgili bir husus olup, sirketin vergi kanunlari karsisindaki durumunu etkilemez. Bu gibi hallerde de geçmis yil zararlari, yillik beyannamelerde gösterilmeye devam olunarak indirilebilir. Ayni durum ve sonuç, geçmis yil zararlarin, ticari bilançoda yer alan yedek akçelerle kapatilmasi halinde de söz konusudur. 
Zarar mahsubunun kullanilmasi, defterlerin (ve belgelerin) saklama ve ibraz sürelerini uzatabilir. Vergi Usul Kanunumuzda saklama ve ibraz ödevi, her ne kadar 5 yillik tarh zamanasimi süresi ile sinirlandirilmissa da zarar mahsubu bu süreyi uzatan hallerden biridir. Zira saklama ve ibraz ödevi, vergilendirmeyle ilgili islemlerin vergi ile ilgisinin kuruldugu son tarihi izleyen yilbasindan itibaren baslamaktadir.
Örnegin 2002 yili zararini, 2005 dönemi kazancindan indiren bir mükellefin, 2002 yili defter ve belgelerini saklama ve ibraz süresi, 2002 hesaplari sonucunun (zararinin) vergi ile iliskisinin kuruldugu son dönem olan 2005’ten sonraki 5 yil olacak ve 31.12.2010 tarihinde dolacaktir. Ancak buradaki saklama ve ibraz ödevi, sadece 2005 yilinda indirilen 2002 zararinin tevsiki kapsaminda söz konusudur. Yoksa 2002 yilina iliskin tarh zamanasimi süresi 31.12.2007 tarihinde doldugundan, 2002 yili için bir tarhiyat yapilamaz. Dolayisiyla 31.12.2007 tarihinden sonra ibraz etmeme halinde, kaçakçilik suçu olusmaz. Ancak bu 31.12.2007 tarihinden sonra, 2005 dönemi için yapilan bir vergi incelemesinde, 2002 yili defterleri isteme ragmen ibraz edilmezse, mükellef 2002 yili zararinin ticari faaliyetleriyle ilgili oldugunu kanitlayamamis durumuna düseceginden, bu zararin indirimi, bir inceleme sonucunda reddedilebilir.

29.03.2010 I Referans Gazetesi