VERGI SUÇ VE CEZALARI DEGISIRKEN

20.05.2010 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1784 görüntülenme YAZDIR

ERGI SUÇ VE CEZALARI DEGISIRKEN
20 Mayis 2010, A.Bumin DOGRUSÖZ

Geçtigimiz günlerde basinda Anadolu Ajansi kaynakli bir haber yer aldi. Muhabirin edindigi bilgiye göre hazirlanmakta olan bir Torba Kanun Tasarisi ile sahte belge düzenleyenlere yönelik cezalar agirlastiriliyormus. Ancak haberin devamini okudugunuzda, ceza miktarlarinin indirildigi, ancak buna karsilik ertelenme veya paraya çevirme yollarinin kapatildigi anlasiliyor.

Haber üzerine yorum yapmak, tasari ortaya çikmadan, yani metni görmeden görüs belirtmek gibi bir anlayisimiz olmadigi için, bu konuya fazla girmeyecegim. Bu nedenle bu yazimda sadece, suç ve cezalar konusunda bazi önemli noktalara dikkati çekmek istiyorum.

Vergi suç ve cezalari arasinda var olan iç çeliski ortadan kaldirilmalidir. Dikkat edilirse hürriyeti baglayici suç ve cezalari düzenleyen 359. Maddenin fikralarinda sayilan suçlarda, suçun olusumu bakimindan (çift defter tutmak hariç) “vergi ziyai” aranmamistir. Yani suçun unsurlari arasinda, hazine nezdinde vergi kaybi yaratmak yoktur.  Bu düzenlemelere göre bir mükellef sahte belgeyi sahteligini bilmeden defterlerine kaydetse, ancak daha sonra bunu fark edip beyannamesini verirken bu giderini “kanunen kabul edilmeyen giderlere” alsa ve KDV’sini indirim konusu yapmasa dahi, vergi kaybina yol açmamakla birlikte, vergi suçlusu kabul edilerek hapis cezasi alabilecektir.

Buna karsilik idari para cezasi uygulanirken vergi kaybinin aranmasina karsilik, hürriyeti baglayici ceza verilirken vergi kaybinin aranmamasi, Kanununun kendi içerisinde tasidigi ve giderilmesi gereken bir iç çeliski olarak karsimiza çikmaktadir.

Bu çeliskinin bir önemli sonucu da vergi yargisi ile ceza yargisinin birbirinden kopuk olarak yargilama yapmasi ve hüküm kurmasidir. Dolayisiyla vergi yargisinin tarhiyati iptal etmesine ragmen ceza yargisinin mahkumiyet olusturdugu veya tam tersinin gerçeklestigi haller giderek çogalmaktadir.

Vergi hukukunun hürriyeti baglayici cezalari, ceza adaletini zedeleyici ve dengesiz boyutlara ulasmis durumdadir. Vergi Usul Kanununda yaniltici belge kullanan defter ve belge ibraz etmeyene verilecek ceza, fiil vergi ziyaina yol açmasa dahi iki yildan baslarken Ceza Kanununda, bir kimseyi vücut ve cinsel dokunulmazligi aleyhine bir saldiri gerçeklestirmekle tehdit fiiline verilen ceza alti aydan, bir kisinin hürriyetini tahdit etme fiiline verilecek ceza bir yildan, cebir ve tehdit kullanarak devletin okullarinda egitim faaliyetine engel olma fiiline verilecek ceza bir yildan, bir kimsenin dinini cebir veya tehditle degistirmeye zorlama fiiline verilecek ceza bir yildan, bir kimsenin konut dokunulmazligi fiiline verilecek ceza alti aydan, kamu kurumlari arasindaki haberlesmeyi engelleme fiiline verilecek ceza bir yildan, kisilerin hayatini veya malvarligini tehlikeye sokacak sekilde yangin çikartmak, heyelana yol açmak, bina çökertmek fiiline verilecek ceza alti aydan, özel hayatin gizliligini ihlal etme fiiline verilecek ceza alti aydan baslamaktadir.

Vergi Usul Kanununda sahte belge kullanan veya  defter yapraklarinin bir sayfasini yok edene verilecek ceza fiil vergi ziyaina yol açmasa dahi üç yildan baslarken, Ceza Kanununda taksirle bir kisiyi öldürene verilecek ceza iki yildan, içme suyuna zehir katarak kisilerin hayatini tehlikeye düsürme fiiline verilecek ceza iki yildan, sahte Türk lirasi veya döviz basan yahut piyasaya sürene verilecek ceza  iki yildan, Cumhurbaskani veya TBMM Baskanligi yahut Basbakanlik tarafindan kullanilan mühürleri sahte olarak yapmak veya kullanmak fiiline verilecek ceza iki yildan baslamaktadir.

Bu nedenle cezalari artirmak degil, dengelemek gerekmektedir.

Vergi ceza hukuku, bu gün, içinden çikilmasi güç sorun ve adaletsizliklerle bogusmakta ve neticede binlerce kisinin bazen haksiz bazen gereksiz yere ceza mahkemelerinde yargilanmasina sebebiyet vermektedir. Vergi suç ve cezalari yeniden düzenlenecekse de eskiye bir sünger çekmek yararli olacaktir.

20/5/2010 Refrans Gazetesi