SERMAYE ÜZERINDEN FAIZ INDIRIMINE ILISKIN TEBLIG TASLAGI

08.09.2015 Dr. Bumin DOGRUSÖZ - 1592 görüntülenme YAZDIR

 

SERMAYE ÜZERINDEN FAIZ INDIRIMINE ILISKIN TEBLIG TASLAGI

 

(8.9.2015 tarihli DÜNYA Gazetesinde yayimlanmistir)

 

6637 sayili Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununun “diger indirimler” baslikli 10. maddesine eklenen (i) bendi ile sirketlerin nakit yoluyla sermaye artirimlarini tesvik etmek, bu yolla yabanci kaynak yerine özkaynaga yönlenmelerini temin etmek amaciyla 1.7.2015 tarihinden sonra uygulanmak üzere yeni bir düzenlemeye gidilmistir. Bu düzenlemeye göre “sermaye sirketleri, ticaret siciline tescil edilmis olan ödenmis veya çikarilmis sermaye tutarlarindaki nakdi sermaye artislari veya yeni kurulan sermaye sirketlerinde ödenmis sermayenin nakit olarak karsilanan kismi üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi tarafindan indirimden yararlanilan yil için en son açiklanan "Bankalarca açilan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan agirlikli yillik ortalama faiz orani" dikkate alinarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarin % 50’si” kurumlar vergisi beyannamesinde kurum kazancindan indirileceklerdir. Bu % 50 orani, Kanunun yayimindan sonra Bakanlar Kurulu Karari ile bazi haller için yükseltilmis, bazi haller için ise sifira indirilmistir.  Bu hükümle ilgili daha öncede yazdim. Geçen hafta Gelir Idaresi Baskanligi, web sayfasinda, bu düzenlemelerin uygulanmasina iliskin görüslerini içeren bir Genel Teblig Taslagi (TT) yayinlamistir. Bu yazimda ise bu TT ile açiklanan görüslerin irdelemesini yapmaya çalisacagim.

TT’de, “Bilanço içi kalemlerin (gerçek nitelikli borç iliskisine dayanmayan ortaklara borçlar hesabi gibi) bir biri içinde mahsup seklinde gerçeklestirilen sermaye artislarinin” bu olanaktan yararlanamayacagi açiklanmistir. TT’de, “gerçek nitelikli borç iliskisine dayanmayan ortaklara borçlar” kavraminin bir açiklamasi olmamakla birlikte bu ifadelerle idari anlayisin, ortaklar tarafindan sirkete verilen borçlarin (ortaklarin alacaklarinin) sermayeye eklenmesinin yeni düzenlemeden yararlanamayacagi yönünde oldugu anlasilmaktadir. Ancak verilen örnekte, ortagin sirkete borç verdigi tarihin, aktardigimiz düzenlemenin yürürlüge giris tarihinden önce olmasi, biraz kafa karistirmaktadir. Ortak düzenlemenin yürürlüge giris tarihinden sonra olmasi halinde ayni yorumun söz konusu olup olmayacagi tartismalidir.

Kaldi ki, bu düzenlemeye pek katilmak da mümkün degildir. Sirket, politika degistirip, banka kredisi kullansa, bu arada ortaga borcunu ödese, sonrada banka borçlarini kapatmak için nakdi sermaye artisi yapsa, bu düzenlemeden yararlanabilecektir. Bu sekildeki ticari hayatin olagan akisina uygun bu davranisa peçeleme denilemeyecegine göre, sirketin yeni düzenlemeden yararlanmasina bir engel yoktur. Sirketleri bu yollara itmek yerine, ortagin sirketlere nakdi borç vermelerinden dogan alacaklarinin sermayeye eklenmesinin, bu düzenlemeden yararlanabilecegini TT’de kabul etmek, bana göre daha yerinde olacaktir.

TT’de yer alan “sirkete nakdi sermaye disinda hisse senedi, tahvil veya bono gibi kiymetlerin konulmasi suretiyle gerçeklestirilen sermaye artislarinin” indirim tutarinin hesaplanmasinda dikkate alinmayacagina iliskin açiklama ise Kurumlar Vergisi Genel Tebliginin 5.3. ve 5.6.2.4.1 maddelerinde yer alan nakit kavrami ile çelismektedir. Anilan maddelerde nakit kavrami “sirketin kasasinda veya bankada bulunan nakit varliklar ile nakit olarak tahsil edilmese de her an nakde dönüstürülmesi kolay altin, Devlet tahvili, Hazine bonosu, Toplu Konut Idaresince çikarilan veya IMKB’de islem gören hisse senetleri, çekler, tahvil ve bonolar”  seklinde degerlendirmistir. Bir kavramin, yasa maddesine göre degisen tanimi olmaz. Yani, hazine menfaatine göre tanim olmaz. Tanimlarin objektif ve tutarli olmasi gerekir.

TT’de “Sermaye artiriminin tescili ve sirketin banka hesabina yatirilmasi” baslikli maddesinde verilen 1 no’lu örnegin ise gözden geçirilmesi gerekmektedir. Zira bu örnekte, sirket ortaklari taahhüt ettikleri sermaye paylarini, tescilden sonra ödemektedirler. Eski TTK’ya uygun olan, ancak yeni TTK ile çelisen bir örnektir. Çünkü Yeni TTK’nin md. 344 ve 456 (fikra 2) ile Ticaret Sicil Yönetmeligi md. 73 uyarinca nakden taahhüt edilen sermayenin en az % 25’inin tescilden önce ödenmesi, bu hususun yönetim kurulu beyaninda vurgulanmasi ve ödemeye iliskin belgenin Ticaret Siciline tescil için ibrazi gerekmektedir. Bu durumda, ödeme önceki ayda, tescil sonraki ayda olursa, indirim uygulamasinin hangi ay esas alinarak yapilacagi sorunu gündeme gelmektedir. Bu noktada, tescilin yapildigi ayin esas alinmasi gerekmektedir.  

TT’de arayip da bulunamayan konu ise, sermaye azaltimi yapan sirketlerin, azalttiklari tutarin kaynaginin nasil belirlenecegidir. Örnegin nakdi sermaye artirimi yaparak bu yeni müesseseden yararlanan, ancak geçmisinde ayni sermaye artirimlari, enflasyon farklarindan yahut yeniden degerleme fonlarindan sermaye artirimlari da bulunan bir sirketin, azalttigi sermayenin kaynaginin genel kurullarda özgürce belirlenip belirlenemeyecegi, yoksa bu konuda önceligin bir kaynaga verilip verilmeyecegi konusundaki idari anlayisa TT’de yer verilmemesi de bir önemli eksikliktir.

TT’de ayrica, müesseseden geçici vergi dönemlerinde yararlanilmasini engelleyen açiklama da, bana göre Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarindaki geçici vergi müessesesinin özü, uygulamasi ve hesap yöntemi ile çelismektedir. Burada ilk üç dönemde bir önceki yil faiz orani üzerinden, son dönemde ise belirlenen TCMB tarafindan o yil için belirlenen faiz oranina göre uygulama yapilmasina bir engel bulunmadigi gibi, her üç ayda bir de, TCMB’den faiz orani alinarak açiklanabilir.

Görüldügü gibi, bu Teblig Taslagi üzerinde daha çok çalisilmasi gerekmektedir. Simdiden ne kadar yorulursak, ihtilaflara harcayacagimiz zamani o kadar azaltiriz.