YENI BASKAN VE MERKEZ'IN FAIZ INDIRIMI

25.04.2016 Osman ARIOGLU- 2328 görüntülenme YAZDIR

Yeni baskan ve Merkez’in faiz indirimi

Osman Arioglu


Istanbul Ticaret Gazetesi / 25 Nisan 2016

Son günlerde ekonomi gündeminin en önemli konusu, önce Merkez Bankasi Baskaninin kim olacagiydi. Baskanin belirlenmesiyle beraber bu defa gündem esas önceligi olan ikinci soruya odaklandi. Yeni Baskanla birlikte Merkez Bankasinin politikasinda nasil bir gelisme izlenecek? 

Artik bu soru da büyük ölçüde cevabini bulmus oldu.

Merkez Bankasi Baskani olarak Murat Çetinkaya isminin açiklanmasi ile beraber piyasalardaki kismi endise büyük ölçüde oltadan kalkmisti. Piyasalar normal trendin devam edecegini öngörmekle birlikte, az da olsa bir sürprizle karsilasir miyiz diye ihtiyatli davraniyordu. Onun için, USD, geçtigimiz hafta basindan bu yana bize benzer ülkelerin para birimlerine karsi deger kaybetmeye baslamisken TL’na karsi degerini kurumustu. Merkez Bankasi faiz kararinin açiklanmasi ile birlikte bu tereddütler tamamen ortadan kalkmis oldu ve Merkez Bankasinin faiz koridoru üst bandinda yaptigi 50 baz puanlik indirime ragmen TL dövize karsi deger kazandi. Çünkü bu kadarlik bir indirim zaten çoktan satin alinmisti. Hatta faiz koridoru üst bandindaki indirimin 75 baz puana kadar çikabilmesi bile çok yadirganmayabilecekti. Bununla beraber gösterge faizde de 25 baz puanlik bir indirimle 7.25’lik mevcut seviyenin 7’ye çekilmesi de ihtimaller dahilinde bulunuyordu. Belki de Merkez Bankasi üzerinde bu denli baski olusturulmamis olsa ve bir baskan degisikligi yasanmamis olsa bu indirimler de yapilabilirdi. Ancak her ne kadar içeriden gelmis olsa da, yeni baskanin bu denli bir indirim ile baslamasi, piyasalarda Merkez Bankasi politikasinda bir degisiklik mi oluyor sorularini akla getirebilecek ve piyasalarda kisa süreli de olsa dalgalanma yasanmasina neden olabilecekti. 

Esasen özünde, Merkez Bankasi elindeki verilere göre karar veriyor. Büyük ölçüde dis etkenlerle ilgilenmiyor denilebilir. Ancak merkez bankalarinin en önemli islevlerinden biri de beklenti yönetimini çok iyi yapmalaridir. Hal böyle olunca da açiklanan kararlari ile merkez beklentileri de arzu ettigi sekilde yönlendirmeyi saglamaya çalisir. Dolayisiyla da piyasalardaki olusan hava belli ölçüde Merkez Bankasinin alacagi karari etkiler. Zaten bunun için merkez bankalarinin olmazsa olmazi kredibilitesinin yüksek devam etmesi ve iliski yönetimini de iyi sürdürebilmesidir. 

Bize göre büyük ölçüde basarili bir yönetim dönemi geçiren Erdem Basçi dönemine belli bir zaman sonra yapilabilecek en önemli elestiri iliski yönetiminde biraz daha kapali kalmasi olabilir. Yeni Baskan Murat Çetinkaya’nin banka içerisinden gelen biri olmasi, daha önce piyasa ve bankacilik tecrübesi de bulunmasi ile bu durumu da minimuma indirebilecek ve Merkez Bankasi kredibilitesini daha da yukariya tasiyabilecektir. Ilk karari ve kara iliskin yazili açiklama ile bunun isaretlerini vermis oldu. Öyle görünüyor ki, siyasi iktidar da yeni baskana bir kredi taniyarak kismen hasar almis olan Merkez Bankasi kredibilitesinin hizla iyilesmesine katki saglamis olacaktir.

Su unutulmamalidir ki, halen kamuda en kalifiye bürokratlarin yer aldigi kurumlarin ilk siralarinda Merkez Bankasi bürokrasisi gelmektedir. Hele eski yillarda krizin seyircileri arasina girmis olan ancak, o dönemde basarili ilan edilen yöneticiler hatirlandiginda, son dönemlerde Merkez Bankasi bürokrasisinin degeri biraz daha öne çikacaktir. 

Biz hem piyasalarin, hem de siyasilerin Merkez Bankasina güveninin öneminin altinin bir kez daha çizelim. Önümüzdeki günlerde uluslararasi konjonktürdeki gelismeler ve içeride enflasyon gidisatina bagli olarak faiz indiriminin bir süre daha devam edebilecegini ve bunun da makro dengeleri bozmadan yatirim ortaminda önemli iyilesme saglayacagini belirtmek isteriz.