GRUP IÇI BORÇLANMA KONUSUNDA HATA TBMM’DEN DÖNDÜ

01.01.2019 Osman ARIOGLU- 1617 görüntülenme YAZDIR

GRUP IÇI BORÇLANMA KONUSUNDA HATA TBMM’DEN DÖNDÜ

Osman Arioglu

ITO HABER / 17 Aralik 2018 Pazartesi

Firmalar çalisirken sermaye yaninda borç kaynak da kullanirlar. Sermaye konulmasi konusu sirketler için yasada öngörülen asgari tutarlar disinda, bazen firmanin kendi istegi ve tercihi dogrultusunda, bazen de ilgili regülasyon kurumunun talebi dogrultusunda yapilir. Bunun disinda isletme sermayesi açigina düsen firmalar, bu açigini öncelikle ortaklardan alacagi sermaye ile kapatmaya çalisirlar. Bu mümkün olmazsa o zaman öncelikle basvurulacak yöntem, sayet grup içi firmalardan atil kaynak söz konusu ise bu kaynaga müracaat edilmesidir.

Grup içi borçlanmada da bir sinir söz konusu. Kurumlar Vergisi Kanunu’nda örtülü sermaye düzenlemesi var. Buna göre dönem basi öz varligin üç katini asan grup içi borçlanmalar örtülü sermaye sayilmistir. Bunun vergi kanunlari açisindan karsiligi ise üç kati asan borçlanmalar için hesaplanan adatin gider yazilamamasidir. Alacakli sirketin ise hesaplanan adati her halükarda gelir kalemleri içerisinde göstermesi gerekir.

ÜÇ KATA KADAR BORÇLANMA

Uygulama bu sekilde ilerlerken geçtigimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine sevk edilen bir kanun tasarisinda; belli ki fiilen olusan bir sikinti nedeniyle Ödünç Para Verme Isleri Kanunu’na bir madde eklenmek suretiyle grup sirketleri arasinda borç verilebilir seklinde bir yasa maddesi sevk edilmisti. Plan Bütçe Komisyonu’ndaki görüsmeler sirasinda bu madde tasari metninden çikarildi. Bize göre de dogru bir islem yapildi. Zira, yukarida da belirttigimiz üzere, Kurumlar Vergisi Kanunu açisindan örtülü sermaye tanimi içerisinde üç kata kadar grup içi borçlanma yapilabilecek, ancak bunun için adat hesaplanmasi gerekecektir.

KAYIT DISI ENGELLENECEK

Mevzuat böyle iken Ödünç Para Verme Isleri Kanunu gerekçe gösterilerek yasal altyapisi olan bir uygulamayi tartisilir hale getirmek bizce dogru degildi. Ödünç Para Verme Isleri Kanunu’nda yasaklanmasi amaçlanan konu, bankacilik faaliyetleri yapabilme konusunda izni bulunmayan kurumlarin üçüncü kisilere borç vermelerinin ve özellikle de bunu kayit disi bir sekilde yapmalarinin, eski deyimi ile tefeciligin engellenmesidir. Oysa grup içi borçlanmada veya sirket ortaginin sirkete borç vermesinde kanunun amacindaki yasaklamaya uygun bir durum söz konusu olmayip, tam aksine grup içi borçlanmada üç kata ulasmamaya özen gösterilmesi tesvik edilmektedir. Hal böyle olunca konunun bir kanun maddesi ile hele de Ödünç Para Verme Isleri Kanunu’nda bir düzenleme ile gündeme getirilmesi bugüne kadarki grup içi borçlanmalari bir anlamda tartisilir hale getirmesi söz konusu olacakti. Maddenin geri çekilmesi ile artik bu böyle bir tartismanin olamayacagi da açikliga kavusmus oldu. Meclis iradesinin de bu yönde tecelli ettigi, yani böyle bir düzenlemenin ihtiyaç olmadigi kanaati yasama organinca da tescil edilmis oldu.

HAKSIZ REKABETE NEDEN

Sonuç olarak, grup içi borçlanmalarda uygulamada adat hesaplanmak kaydiyla herhangi bir problem söz konusu degildir. Burada problem, dönem basi öz varliginin üç katini asan bir borçlanma durumu söz konusu oldugunda hesaplanan adatin gider yazilamamasidir. Esasen olaganüstü dönemlerde bu üç kat sinirinin bile özellikle dövizli islem yapan firmalar açisindan yükseltilmesi geregi tartisilir bir durumdur. Ancak, yabanci yatirimcinin Türkiye’ye yatirim yaparken çok cüzi bir öz kaynak, geri kalan tutari ise borç olarak getirmek suretiyle bir haksiz rekabete neden olmasi söz konusu olabilecegi düsüncesi ile kanun koyucu zamaninda böyle bir sinir koymustur. Bu nedenle bu sinirin göz önünde bulundurulmasinda yarar vardir. Hasili önemli olabilecek bir tartisma yasama organindan dönmüs oldu.