İŞ KAZASI NEDENİYLE ÖDENEN TAZMİNATLARIN GİDER YAZILMASI
Yazar: A.BuminDOĞRUSÖZ*
Yaklaşım / Temmuz 2008 / Sayı: 187
I- GİRİŞ
Gelir ve kurumlar vergilerinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek ve indirilemeyecek olan giderler ilgili kanunlarda belirtilmiştir. Kanunda yer alan ifadelerinin soyut nitelik taşıması nedeniyle, kanuni düzenlemelerin yaşamın olağan akışında karşılaşılan somut maddi olaylara uyarlanmasında duraksamalar ve görüş ayrılıkları ortaya çıkabilmektedir.
Bunlardan birisi de, ödenen zarar ziyan ve tazminatların gider yazılması konusundadır. Bu konuda GVK’da yer alan hükümler, açık atıf gereği kurumlar vergisinde de uygulanmaktadır. Bu yazımızda, iş kazaları nedeniyle ödenen tazminatların gider yazılması konusuna değinilecek; bu konuda idarenin kanunun iradesinin ötesine geçen görüşü değerlendirilecektir.
II- İŞ KAZALARINA İLİŞKİN BAZI VERİLER
SSK istatistiklerine göre; 2006 yılında 79.027 iş kazası, 574 meslek hastalığı vakası meydana gelmiş, bunların 1953’ü sürekli iş göremezlikle, 1592’si ise ölümle sonuçlanmıştır. 2006 yılında iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kaybedilen işgünü sayısı ise 1.895.304’tür. Bu rakamların, sadece SSK istatistiklerine yansıyanlar olduğu, istatistiklere yansımayan kazaların da olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2006 yılında MESS’e bağlı işyerlerinde çalışan her 100 kişiden 6’sı iş kazasına maruz kaldı ve bu kazaların yüzde 81’i güvensiz hareketler nedeniyle meydana geldi.
Bu iş kazaları neticesinde bazen kusur sorumluluğu esasına göre bazen de hakkaniyet sorumluluğu esasına göre pek çok da tazminat ödendi. Ödenen toplam tazminat rakamlarını gösteren bir istatistiğe ulaşmak mümkün olmamıştır.
Bu tazminatların bazıları işveren işçi arasındaki sulh sözleşmesine, bazıları mahkeme kararına, bazıları da mahkemeden vazgeçme ve şikâyetçi olmama karşılığında, yani sulh sözleşmesi sonucu ödenmiştir.
III- YASAL DÜZENLEMELER VE YORUMU
Tazminatların, ödeyenin kazancının tespitinde gider olabilme konusunda; paralel düzenlemeleri KVK’da da bulunan GVK’nın 40/3. maddesine göre “İşle ilgili olmak şartıyla mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar” gider olarak yazılabilmektedir. Buna karşılık aynı kanunun “kanunen kabul edilmeyen giderler”i düzenleyen 41/6. maddesinde “teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar”ın gider yazılamayacağı kabul edilmiştir.
İki maddeyi birlikte değerlendirdiğimizde, ticari faaliyetle ilgili olmak kaydı ile ve suç oluşturmamak koşulu ile sözleşmeye veya mahkeme kararına yahut kanun emrine istinaden ödenen tazminatların gider yazılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Buna karşılık tazminata yol açan fiilin kanunlarla suç kabul edildiği hallerde tazminat, sözleşmeye veya mahkeme kararına yahut kanun emrine istinaden ödense dahi gider yazılamayacaktır.
Suç kavramı, hukuk düzeninin ceza veya güvenlik tedbiri yaptırımına bağladığı yasaklanmış davranışı ifade etmektedir. Dolayısıyla iş kazasının oluşumunda işverenin suç niteliğinde fiili söz konusu değilse, bize göre işçiye (veya mirasçılarına) yahut yaptığı masrafların rücuu dolayısıyla SSK’ya ödenen tazminatın gider yazılabilmesi gerekmektedir.
KVK’da da (md. 11/g) aynı esaslar benimsenmiştir. Buna karşılık madde gerekçesi hukuk kavramlarını son derece özensiz olarak kullanmış olup, bir yerde suç sayılan fillerden, bir yerinde de kusur sayılan hallerden söz etmektedir. Ancak bunun hiçbir önemi yoktur. Çünkü Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde açıkça, lafzın açık olduğu hallerde, başka bir yorum yönteminin kullanılması yolunu kapatmıştır.
Buna karşılık Maliye Bakanlığı teşkilatının vermiş olduğu özelgelerde, kanunun lafzi yorumu ile çelişir şekilde, işverenin ödediği tazminatın işverenin kusurlu olduğu orana tekabül eden kısmının gider yazılamayacağı görüşü kabul edilmektedir. Örneğin Gelir İdaresi Başkanlığı 31.01.2007 tarihli Özelgesi’nde, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı 11.01.2008 tarihli Özelgesi’nde ve 18.04.2007 tarihli Özelgesi’nde[1] ödenen tazminatın işverenin kusuruna tekabül eden kısmının gider yazılamayacağı görüşü benimsenmiştir.
Kısacası Bakanlık, kanunun lafzında yer alan “suç” kavramını, “kusur” olarak anlamaktadır. Oysaki kusur, farklı bir kavramdır. Kusur, kısaca ve kabaca “bilerek veya bilmeyerek bir fiili gereği gibi yapmamak veya gerekli özeni göstermemek” şeklinde tanımlanabilir. Bir kişi fiilinde kusurlu olabilir ama suçlu olmayabilir. Bütün kusurlu hareketler, hiç şüphesiz aynı zamanda suç oluşturmaz. Bu nedenle Bakanlığın görüşüne katılma olanağı bulamamaktayız.
IV- YARGININ YAKLAŞIMI VE SONUÇ
Yargı cephesinde ise bu konuda rastladığımız en yeni tarihli karar, Danıştay 3. Dairesi’nin Kararı’dır[2]. Danıştay’ın bütün kararları yayımlanmadığından ve aleniyete çıkartılmadığından, başkaca bir karar var mı bilemiyoruz. 3. Daire söz konusu kararında, bir iş kazası nedeniyle işçisine kusuru oranında mahkeme kararına göre tazminat ödeyen ve ödediği tazminatı gider yazan bir mükellef aleyhine tazminatın işverenin kusuru dolayısıyla ödendiği ve bu sebeple gider yazılamayacağı sebebiyle yapılan cezalı tarhiyatı, teşebbüs sahibine olayın oluşumu dolayısıyla suç izafe edilmediği gerekçesiyle kaldırmıştır.
Görüldüğü gibi yargı da idarenin aksine ve haklı olarak, kanunun açık olan lafzına itibar etmektedir.
Bu nedenle, idarenin ileride gereksiz ihtilaflarla uğraşmak yerine görüşünü gözden geçirmesinde fayda bulunmaktadır[3].
* Dr., Marmara Üniversitesi, İİBF Maliye Bölümü
[1] M.B.’nin,18.04.2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.40/4019-35370sayılı Özelgesi. Özelgenin,tam metni için Bkz., Yaklaşım, Haziran 2008, Sayı: 186, s. 303
[2] Dn. 3. D.’nin 05.04.1995 tarih ve E.1994/2892 K.1995/1147 sayılı Kararı.
[3] A. Bumin DOĞRUSÖZ, “İş Kazası Dolayısıyla Ödenen Tazminat”, Referans, 05.06.2008